

Bazı geceler vardır; sadece bir tarih olarak kalmaz, bir milletin hafızasına kazınır. 15 Temmuz da Türkiye için böyle bir gecedir. O gece, millet iradesine kasteden karanlık bir anlayış karşısında bu ülkenin nasıl ayağa kalktığı tarihe yazılmıştır.
Bir milletin emanet ettiği devlet makamlarını kendi hesapları için kullanmaya çalışanlar, en büyük yanılgıya düştüler. Sandılar ki; makamlarla, gizli hesaplarla ve güç oyunlarıyla milletin iradesi teslim alınabilir. Oysa bu topraklarda bağımsızlık ruhu, hiçbir planın ve hiçbir hesabın önünde eğilmez.
Yıllarca güven duygusunu istismar eden, devletin imkânlarını devlete karşı kullanmaya kalkışan anlayışlar, en sonunda gerçek yüzlerini ortaya çıkarmıştır. Çünkü vatan sevgisi; sözlerle değil, zor zamanda ortaya konulan duruşla ölçülür.
O gece meydanlara çıkan insanlar sadece bir darbeye karşı durmadı. Aynı zamanda bu ülkenin geleceğine, bayrağına ve bağımsızlığına sahip çıktı. Çünkü bu millet, geçmişten bugüne özgürlüğünün bedelini ödeyerek gelmiş bir millettir.
Mehmet Âkif Ersoy’un mısralarında dile gelen büyük temenni, bugün de yüreklerde yaşamaktadır: Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdıracak acılar göstermesin.
Bu topraklarda nice zorluklar aşıldı, nice karanlık dönemler geride bırakıldı. Bundan sonra da milletin iradesine, hukukuna ve bağımsızlığına yönelen her tehdit karşısında en güçlü cevap; birlik, sağduyu ve demokrasiye sahip çıkma kararlılığı olacaktır.
Çünkü tarih şunu defalarca göstermiştir: Millete rağmen kurulan hiçbir hesap, milletin vicdanından ve iradesinden daha güçlü değildir.