

Bir zamanlar padişah sormuştu:
“Eğitim mi önemli, karakter mi?”
Bugün aynı soru Şanlıurfa sokaklarında yankılanıyor.
Elinde kamera olan, klavye tutan, “fenomen” diye anılan, “medya mensubu” diye tanıtılan nice kişi var. Diploması var, takipçisi var, mikrofonu var…
Ama mesele tam da burada başlıyor.
Son günlerde yaşananlar gösterdi ki;
Bir mesaj, bir görüntü, bir gizli kayıt ortaya çıkınca;
Altı aylık değil, altı yıllık “itibar eğitimi” bile yere düşüyor.
Tıpkı o kedi gibi…
Tepsiyi taşıyor, rolünü oynuyor, disiplinli görünüyor.
Ama önüne fare bırakıldığında —
Yani çıkar, şantaj, cinsellik, intikam ya da para —
Tepsi yere düşüyor, maske düşüyor, karakter ortaya çıkıyor.
Bugün Şanlıurfa’da tartışılan şey gazetecilik değil.
Fenomenlik hiç değil.
Tartışılan şey ahlâk.
Ekranda ahlâk dersi verenlerin,
Kamera kapalıyken başka hesaplar yapması…
Toplumu koruyormuş gibi konuşup,
Özel hayatları tehdit unsuru hâline getirmesi…
İşte tam da bu yüzden:
Eğitim yetmiyor.
Takipçi sayısı yetmiyor.
Basın kartı da kurtarmıyor.
Çünkü karakter yoksa;
Bilgi silaha,
Görüntü şantaja,
Medya ahlâksızlığa kılıf olur.
Ve en tehlikelisi şudur:
Karakteri olmayan “eğitimli” insanlar,
Toplumu eğitmez…
Toplumu çürütür.